Vietnam'dan merhaba! Gezgin'in 'Cana ve Hubli Opera Librettosu' adlı kitabı Beyoğlu Pandora Kitabevi'nde ve kitap ağsayfalarında! http://www.pandora.com.tr/ urun.asp?id=157378
Arada bir kulağımıza çalınan bir söz: Gelecekbilim. Gelecekbilimciler ne yapıyorlar? Gelecek üstüne akıl yürütüyorlar. Yöntemleri ne? Dışdeğerbiçim (extrapolation). Geçmişe bakıyorlar. Geçmişteki birtakım örüntü ve akımları ortaya çıkarıp, bunların başkalaşacağını hesaba katarak bir gelecek tablosu çiziyorlar.
E peki bilim zaten (tarihi saymazsak) gelecek üstüne değil midir? Bilimin amacı, geleceği öngörmek değil midir? Bangkok’ta Saat 24:00’te 100 derecede buharlaşan suyun, bir sonraki gün de, bir sonraki yıl da, aynı derecede buharlaşacağını söylemez mi? Söyler. O zaman geleceğin bilimi olur mu? Ya da gelecek bütün bilimlere dağılmış bir inceleme konusu mudur?
Sayılama (istatistik) alanında, son dönemlerde yaygın olan çözümleme yöntemlerinden biri, yapısal denklem modelleme (YDM). Bu yöntemin temel özelliği şu: Birkaç değişken arasındaki ilişkilere bakmak yerine YDM, çok sayıda değişken arasındaki karmaşık ilişkilere bakma olanağı sağlıyor. Böylece, birkaç tane ilişkiyi değil bir bütün olarak yapıyı sınamak olanaklı. Bu yöntemde temel değerlendirme ölçütü, verilerle model arasındaki uygunluk göstergeleri (fit indices). Bunların bir bölümünün 0’a yakın diğer bir bölümünün 1’e yakın olmasını bekliyoruz. En temel ölçüt, khi (χ) kare. Veriler, öngördüğümüz modelle uyumlu ise, diğer bir deyişle, modelimiz, dünyada olan biteni açıklamakta başarılıysa, bu ölçütün 0’a yakın olmasını bekliyoruz.
2005, Albert Einstein’ın ellinci ölüm yıldönümüne ve fizik çalışmalarını dönüştürecek belli başlı beş bilimsel makalesinin yayımlanmasının yüzyıldönümüne karşılık geliyor. Einstein’ın içgörüleri, öyle devrimciydi ki doğa bilimlerindeki yerleşik öğretiye meydan okumakla kalmadı, ortalama insanın bile dünyaya bakışını değiştirdi. 1920’lerle birlikte, çağımızda magazin gazeteleri ve kablolu haber kanallarının yükselişine dek, olağan sayılmayacak ölçüde bir uluslararası yaygın üne kavuşmuştu. Anlaşılması güç bilimsel makaleleri de boyalı basınla söyleşileri de başsayfa haberi oluyor, dünya haberlerini donatıyordu. Öte yandan, özellikle, ölümünden sonra yazılan kesitlerde ve yaşamöykülerinde pek de olmayan; Einstein’ın sözünü sakınmaz bir köktenci olarak, zamanındaki siyasal yaşama katılımının aklı başında bir tartışımı idi.
Bilişsel bilimler alanı, birçok alanla kesişiyor. Ancak, ilk bakışta, pek kesişir gibi görünmediği bir alan var: Yazın (edebiyat). Gerçekte, yazın da, bilişsel bilimler gibi, insanın bilişsel yönleriyle azçok ilgileniyor. Bu yönlerden birkaç örnek sıralayalım:
3. tekil kişi ağzından 1. tekil kişinin öznelliklerini anlatma sorunu: Bu, başka zihinler sorunuyla (problem of other minds) benzer bir altyapıya sahip. Romancı, bir bireyin iç dünyasına girmek durumunda. Bunun için, ya içebakışla kişiliği kendi kişiliği üzerinden kuruyor ya da bir gözlemci olarak, yine az çok içebakışa dayanarak başkalarını anlamaya çalışıyor.
Ünlü Collins İngilizce Sözlük’ün birkaç hafta önce çıkan yeni baskısında, 1,500 yeni giriş olduğunu görmekteyiz. Bu yeni söz(cük)ler, yaşayan İngilizce’nin son 5-10 yılda çıkan ürünleri. Bu söz(cük)lerin çoğu, argo ve spordan geliyor. Argo söz(cük)lerin çoğu, saldırganlık ve eşeysellik içeriyor. Bu nedenle, Collins’in yeni söz(cük)leri, çeşitli çevrelerce pek hoş karşılanmadı. Gerçekte, kimi söz(cük)ler, İngilizce konuşulan ülkelerin en az birindeki toplum yapısı üstüne önemli bir veri sağlıyor.
Evet, bu doğru. Çin’de halk bugün savaşıyor. Dünya basınına yansıyandan çok daha fazla ve çok daha ciddi ayaklanmalar var. Çin’de basın denetimi, birçoğunu duymamızı engelliyor. Bağımsız bir kaynağa göre, 2004 yılında, Çin’de, 60,000’den fazla ayaklanma ve eylem oldu. Aşağıda, duyabildiklerimizden birkaç örnek verip sonra son ayaklanmayı ele alalım.
Ekim 2004: SSK’nın verdiği hizmetin kötüleşmesine karşı çıkanlar ve emekli aylıklarının geçim koşullarına göre düzenlenmesini isteyenler, eylem yapıyor. Ara sokaklarda bir işçi dövülüyor. Bunun üzerine kalabalık öfkeleniyor. İşçiler, polis araçlarını yakıp hükümet konağının camlarını indiriyorlar.