Vietnam'dan merhaba! Gezgin'in 'Asya Yazıları' adlı kitabı Beyoğlu Pandora Kitabevi'nde ve kitap ağsayfalarında! http://www.pandora.com.tr/ urun.asp?id=151278
- Bu yazı, tatkaçırıcı/ oyunbozan (spoiler) içermektedir. Bu yazının izit (film) izlenmeden önce okunmaması önerilir.-
İzitin konusu/açkı sözcükleri, kumarhane, parasızlık, para hırsı, dolandırıcılık, öğrencilik ve işlembilim (matematik). Anlatı, şu olay örgülerini (plot) içeriyor: Kovalama örgüsü (kaçan, dolandırıcılar; kovalayan, kumarhane güvenliği), öc örgüsü (iki öc örgüsü var: birincisinde, öc alan, başgüvenlik; öc alınan, bilmen (profesör). Ancak, diğer öc anlatılarının tersine, bu ilk örgüde, öc alan, başkişi değil. İkinci öc örgüsünde, öc alan, başkişi; öc alınan, bilmen), itilmişler örgüsü (itilen: parasız MİT öğrencisi; iten: sermaye düzeni, bilmen, kumarhane güvenliği. İtilmişin şansı, dolandırıcı takımıyla tanışmasıyla yaver gitmeye başlıyor; bilmenle bozuşmasıyla yeniden bozuluyor), yoldan çıkma örgüsü (yoldan çıkan: başkişi, yoldan çıkaran: bilmen ve güzel kız; yoldan çıkma nedeni: başkişinin Harvard’da okumak istemesi ama 300 bin dolarının olmaması); dönüşüm örgüsü (“parasız ama onurlu” genç, gözünü para hırsı bürümüş bir dolandırıcıya dönüşüyor; herşeyini yitiriyor ya da diyelim ki, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oluyor; sonra, “zararın neresinden dönülse kardır”); aşk örgüsü (anmaya değmeyecek bayağılıkta bir aşk); zavallı aşırılık örgüsü (para hırsı); yükseliş ve düşüş örgüsü (başkişinin bir dolandırıcı olarak yükselişi ve dolandırıcı ve öğrenci olarak düşüşü. Bu, bir uyarı anlatısı. “Para hırsı, başa ne işler açar” düşüncesi veriliyor.).
İzitin özdeyişi, az önce belirtildiği gibi, “Para hırsı, başa ne işler açar.” Doruklar şunlar: 1) Başkişinin dolandırıcı takımıyla tanışması 2) Başkişinin ve takımın kumar oynadığı haftasonları 3) Başkişinin para hırsı nedeniyle bilmenle takışması 4) Başkişinin bilmen tarafından şikayet edilmesi ve yakalanıp dövülmesi 5) Başkişinin bilmenle barışıp ya da barışmış gibi yapıp onu kumarhanedeki tuzağa çekmesi. Burada anadoruk, 5.
Anlatıda çatışma, başkişiyle sermaye düzeni, bilmen, kumarhaneciler ve başgüvenlik arasında. Başkişinin ikilemi, para kazanmak ile “doğru yoldan sapmamak” arasında; ancak, kişilik derinliği verilememiş; kendi içinde yaşadığı çelişkilere izitte yer yok; yalnızca, başta dolandırıcı takımına katılmakta isteksiz olması dikkat çekici; ama neden işi sonradan kabul ettiğini bilsek de, neden önceden isteksiz olduğunu bilemiyoruz. Bu nokta, başarısız. Kaldı ki, başkişi, başgüvenliğe yakalanmasa, dolandırıcılığı sürdürecekti çünkü “bu işi seviyor”. Onu durduran, iç çelişkileri değil; güvenlikten yediği sopa. Yine de, ağırlıklı öğe, kişilik. Anlatıda çok olay yok, ancak kişiliğin dönüşümüne tanık oluyoruz. Gerçi, olaylardan önce başkişinin nasıl bir kişiliği olduğu noktası da zayıf kalmış. Başkişiyle özdeşlik kurabilecek izleyici kesiti, büyük oranda, öğrenci kitlesi. Öğrenci kitlesi, bir izitin büyük gelir elde etmesi için yeter de artar bile. Anlatının geçtiği yerin kumarhane olması önemli. Değişik ortamlara, olağan durumlarda orada olması şaşırtıcı olan kişileri koymak, yeni olay olasılıkları yaratıyor. Örneğin, bir mezarcının bir nedenle bir gemide uzun yolculuğa çıkması, gerilim için geliştirilebilecek bir düşünce.
İzitin açılışı, eşkonuşmayla (diyalog). Açılışta izleyici için kanca yok ama soru, erken geliyor: “MİT öğrencisi, Harvard’da okumak için burs alabilecek mi?” “Alamazsa okul gideri olarak 300 bin dolar bulabilecek mi?” İkinci soru, izitin sonuna dek soruluyor. Birinci doruktan sonra, üçüncü bir soru ekleniyor: “Başkişi ve takım, yakalanacak mı?” Sonucun sürprizli olduğu söylenebilir: Başkişinin bilmeni tuzağa düşürmek için kumarhaneye çektiğini baştan bilmiyoruz. Öykünün burs almak için anlatıldığını da sona dek bilmiyoruz; sanki bursu alamadı da yaşamı böylece sürdü gibi bir hava veriliyor. Bu, iziti güzelleştirmiş. Buradaki bir zorluk, burs için konuşurken, 1. Tekil Kişi’nin kullanılması ama sonrasında 3. Tekil’e geçilmesi. Ama sonunda bunun başkişinin kendi anlatısı olduğu ortaya çıkıyor. Oysa bir insan, kendi öyküsünü anlatırken, olağan koşullarda 3. Tekil kullanmaz. Örneğin, ben “yemek yedim” demek yerine “Ulaş yemek yedi” demem. Dolayısıyla, 3. Tekil’in izleyiciyi yanıltmak için bilinçli olarak kullanıldığı ortaya çıkıyor. Başarılı bir kullanım olmuş. Ayrıca, bilmeni tuzağa düşürme anlaşmasında olduğu gibi geriye dönüşler de başarılı bir biçimde kullanılmış.
Bu anlatının komşuları kimler? Buna benzer kumarhane izitleri ve yoldan çıkma izitleri var. Özgün bir izit değil. Olağanüstü bir konusu olmadığı için; öte yandan, kılgısal (teknik) olarak az-çok başarılı olduğu için, yüz üzerinden elli veriyoruz. Bu elliyi iyi bulanlar için izitin izlemeye değer olduğunu söyleyebiliriz; daha yüksek ölçütleri olanlar için ise, zaman kaybı; önermiyoruz.