Anasayfa arrow Görsel Sanat Eleştirileri arrow Film Eleştirileri arrow Karagöz ile Hacivat Neden Öldürüldü? Filmi Üzerine
SICAK HABER
Vietnam'dan merhaba!
Gezgin'in 'Asya Yazıları' adlı kitabı
Beyoğlu Pandora Kitabevi'nde
ve kitap ağsayfalarında!
http://www.pandora.com.tr/ 
urun.asp?id=151278  
Karagöz ile Hacivat Neden Öldürüldü? Filmi Üzerine PDF Print E-mail
Written by Ulas Basar Gezgin   
Cuma, 22 Haziran 2007


‘Karagöz ile Hacivat Neden Öldürüldü?’ Filmi Üzerine


Dr. Ulaş  Başar Gezgin, 07.05.2007
E-posta yerleği:
Ağ sayfası: http://ulas.teori.org


‘Karagöz ile Hacivat Neden Öldürüldü?’ adlı film, bilindiği gibi, Karagöz ile Hacivat üstüne tarih tabanlı kurgusal bir film. Genel beğeni toplayan film, 1330 Bursası’nda geçiyor. Bu yazıyı, filmi genel olarak başarılı bulan ama eksiklerini de vurgulamak gerektiğini düşünen bir bakış açısıyla kaleme alıyoruz.

Filmde görsel buluşlar var. Film, bir yandan güldürmeyi bir yandan düşündürmeyi başarıyor. Karagöz ve Hacivat ölüme giderken, insan, onların gülünçlüklerine gülemiyor; filmin sonu, buruk bir gülümseme bırakıyor. Film, Karagöz’ün işçi olarak resmedildiği bir film olarak tanıtılsa da, Karagöz’ün işçiliği, filmde belirgin olmayan bir yama-olgu. Karagöz, daha çok, bir girişimci olarak duruyor. Filmde, oldukça hoş ötegönderimler var: Şamanın cami altına gömülmesi ve ayrıca, minareyi yapanın Ermeni yapıcı ile yörük Karagöz oluşu da anlamlı. Sanatla az çok ilgili hemen hemen tüm izleyicilerin ayırdına vardığı/ varacağı üzere, filmin sonlarında, ünlü ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ tablosuna gönderme var.


Film, ortaklaşa bir emeğin ürünü; filmde, birkaç kişinin yapım evresinde üstesinden gelemeyeceği önemli ayrıntılar var. Yönetmenin ortaklaşa emeğe vurgu yapıyor oluşu, film dünyasında az görülen, övülesi bir durum.


Filmin İngilizce altyazı çevirisi bir harika! Çevirmeni kutlamak gerekir. Özellikle, Hacivat’ın Karagöz’e saymayı öğretme biçiminin çevirisi dikkat çekiyor. Filmde, Eski Türkçe kullanıldığı için kimi sözler anlaşılmıyor. Belki de film ekibi, günümüz Türkçesi’yle altyazı koymalıydı. Bu olmasa bile, en azından şarkılara günümüz Türkçesi’yle altyazı konulsa daha iyi olabilirdi. Öte yandan, film, bol küfürlü olduğundan ve kelleler uçup uçup durduğundan, çocuklara izletilmemesini öneriyoruz.


Orhan Bey, din adına kan döken bir savaşçı olmasına karşın, filmde, yumuşak yapılı bir insan olarak gösteriliyor ve Moğollar’sa, filmin kötü adamları olarak ve vahşiler olarak gösteriliyor. Orhan Bey’in ve Ayşe Hatun’un ağzından, İslam’ın, gönüllerin fethi olduğu ve bunun kılıçla olamayacağı söyleniyor; oysa filmde, ne Karagöz ne Hacivat ne de bir başkası, “e o zaman neden kan döküp duruyorsunuz?” diye sormuyor. Böylece, film ekibinin iyi niyetli olarak tarihe soldan bakmaya çalıştığını ama yine de fetihçi Orhan Bey’i olumladığını görüyoruz. Filmde Orhan Bey, neredeyse bir yalvaç (peygamber) düzeyinde. O’nun sözü son söz oluyor, tartışılmıyor ve Karagöz ve Hacivat ve demek ki film ekibi, eleştiri oklarını bir tek O’ndan esirgiyor. Köse Mihal, Ayşe Hatun’a, halkını korumak için Müslüman olmak zorunda kaldığını söylüyor ama buna karşın Orhan Bey’e filmde bir tırnak olsun dokunulmuyor.


Filmin vurgulamadığı nokta şudur: Moğolların sömürüsüyle Osmanlı sömürüsü arasında, yalnızca bir karmaşıklık düzeyi ayrımı vardır. Bunun ötesinde, ikisi de sömürgecidir. Biri dindışı nedenlerle –ki bu dindışı nedenleri, Moğol İmparatorluğu’nun tam bir resmi tarih anlatısını sunan ‘Cengiz Han’ dizisinde, sözgelimi, Müslüman hükümdarın Moğol elçisini durduk yere öldürmesi olarak görürüz-, diğeri, dini yaymak için fetih yapmaktadır. Biri, önüne geleni talan etmekte; ötekileri, İsacıları ve Musacıları ağır vergiler altında ezmektedir  (‘hak din’ sayılmayan inanışlara sahip olanların ne tür uygulamalara maruz kaldığını da unutmayalım). Elbette, daha ağır vergiler koyan, çöküş dönemindeki Bizans İmparatorluğu da sözkonusudur.


Filmde, Orhan Bey’in kuşatmasına direnen İznik halkıyla dalga geçilmektedir; oysa, İznik’i vatan bellemişlerin İznik’i, demek ki vatanı savunmaları, ne sol tarihyazımı adına ne de başka tarihyazımları adına, Osmanlı’nın din adına yaptığı fetihlerden/ işgallerden daha aşağı görülemez.


Gerçekte, filmde, Orhan Bey’in ağzından ‘Ilımlı İslam’ sunulmaktadır: Egemenlerin Müslüman ama hoşgörülü olduğu bu toplumu resmeden filmin yönetmeni, bir söyleşisinde, filmde, hoşgörü izleğinin işlendiğini belirtmektedir. Oysa bu, ‘Ilımlı İslam’ın ta kendisidir. Peki neden birarada yaşamak, yönetmek ve yönetilmek varken, başımızda din adına kan döken ve kendi dininden olmayanlara daha ağır vergi koyan bir fetihçi olan bir toplumu hoşgörü toplumu sayalım… Hoşgörü toplumu, filmdeki gibi, Ermeni mimar (Misak), Yahudi kuyumcu, henüz Türk-İslamlaşmamış Rum kesimler ama tüm bunların üstünde, bir Müslüman fetihçinin bir bulamacı mıdır? ‘Hoşgörü toplumu’ buysa kalsın…


Ayrıca, Orhan Bey’e muhalif olan Bursalı hiç mi yoktu? Olanların boynu vurulmuştu da bunun için mi filmde yoklar? Filmde sergilenen, fetihçiye itaat eden toplum imgesi, zaten egemenlerin hep istediği düzen değil midir?..


Filmde başkaldırı yok, çünkü halk da yok! Film, resmi olmayan bir tarih yaratmayı amaçlarken, tarihi yine seçkinler üzerinden anlatması nedeniyle, bir yandan, yönetmenin sanatsal eğitiminde önemli bir yeri olan Brecht’e ters düşmüş oluyor –önderler üzerinden tarih yazanları eleştiren o ünlü Brecht şiirini anımsayalım-, bir yandan da seçkinler üzerinden tarih yazımını bir kez daha olumlamış oluyor. (Filmin yönetmenine bu soruyu yönelttiğimizde, “tarihte ‘halk imparatorluğu’ diye birşey yoktur ki” diye yanıt verdi; umarız bu yorumu doğru anlamıştır / doğru anlatabilmişizdir.) Filmde başkaldırı, yalnızca sanatta, Karagöz-Hacivat’ta... Sanat alanı dışında başkaldırı olmayışı, belki yine, yönetmenin yetiştiği sanat çevresiyle ilişkili...


Yukarıdaki eleştiriler belki de fazla ağır oldu. “Karagöz-Hacivat’ı anlatan bir filmde başkaldırı niye olsun ki” denebilir. Sahi, bu film, neyi amaçlıyordu ve izleyici kitlesi olarak hedefledikleri kimlerdi? Konuşmalarda bol bol küfür olduğuna göre, belki de, hedef kitlesi içerisinde biz yokuz da, o nedenle eleştirip duruyoruz...


Film, Karagöz-Hacivat konusunu almış, üstüne tarih tabanlı bir kurgulama yapmış ve günümüzde bu tür konulu çokça filmin tersine, düz anlatımı yeğlemiş. Filmde ne geriye dönüşler var ne de izleyicinin doldurması için bilinçli olarak boş bırakılmış anlamsal yarıklar. Film ekibi, başka türlü bir halk masalı anlatımı için, Paracanof’un ‘Aşık Garip’ filmine bakabilirlerdi.


Film, tamam, tarih tabanlı bir kurgu. Ancak, ‘Orhan Bey’ gibi tarihsel kişilikleri adıyla andığı için, bir gerçek yanılsaması yaratmış oluyor. Filmi eleştirmeye başladığınızda, size “o dönem Osmanlı böyleydi” vb. gibi tarihsel yanıtlar geliyor. O zaman, “Karagöz-Hacivat da tarihte böyle değildi” deyip biz de işin içinden çıkabiliriz. Ama çıkmadan, Karagöz-Hacivat’ın neden kesilip 1330 Bursası’na, daha doğrusu, 1330 resmi Osmanlı Bursası’na yapıştırıldığını bilmek isterdik. Karagöz-Hacivat, yönetmenin de üzerinde çalıştığı Babai Ayaklanması döneminde geçseydi, belki daha da anlamlı olurdu. O zaman ‘Ilımlı İslam toplumu’ yerine, değişik dinlerden ve uluslardan halkların Anadolu’daki o büyük ortak ayaklanmalarının içine girmiş olurduk. Bu yapılsaydı, birarada yaşamanın (daha) güzel bir dışavurumu belki de olmazdı. Ama Babailer nere 1330 resmi Osmanlı Bursası nere...


Ülkemizde okuma oranı düşük olduğundan, birçok izleyicinin konuyu hiç araştırmayıp filmde anlatılanların gerçek olduğunu sanacağını düşünüyoruz. Yönetmen, bu konuda, tersine, “bizim tarihimizi yanlış anlatıyorsunuz” türü eleştiriler aldığını belirtti. Bu eleştiriyi yöneltenler, Tarkan, Malkoçoğlu türü bir film beklemiş olmalılar. Onlarınki belki de böyle bir hayal kırıklığı...


Bu gerçeklik yanılsaması sorununun filmin en temel sorunu olduğunu düşünüyoruz ve Orhan Bey’in sorduğu gibi, biz de ama bu kez Doğu Karadeniz ağzıyla, film ekibine soruyoruz: “Bu filum, gerçek midur oyun midur?”
Gerçek olsa da izledik, film olsa da izledik...


Elinize sağlık... Eleştirilerimize karşın, film, büyük bir ortaklaşa emeğin ürünü olan önemli bir film. Yeni filmleri merakla bekliyoruz...

Last Updated ( Cumartesi, 23 Haziran 2007 )
< Previous   Next >

Mambo is Free Software released under the GNU/GPL License.