Vietnam'dan merhaba! Gezgin'in 'Asya Yazıları' adlı kitabı Beyoğlu Pandora Kitabevi'nde ve kitap ağsayfalarında! http://www.pandora.com.tr/ urun.asp?id=151278
Lükstür şiir kitabı basmak elbette, Açlık ülkelerinde. Oracıkta ölüveriyor şiir oysa, Açlık bittiğinde. Aç yatanlardan değil, Bunca açlıktan utanıp da Tok yatamayanlardan çıkıyor şairler. ‘Tokluk grevi’ denmeli işte bu yüzden, Günümüz şairinin tuttuğuna...
Ulaş Başar Gezgin, Ha Long Koyu, Vietnam 02.05.2008 Ağsayfası: http://ulas.teori.org E-posta:
İlk başta karaciğerim tanıklık edecekti, Aç kaldığım, yalnızca içtiğim molalara yollarda. Kısa oldu molalar seni ararken, Ama yine de tanıklık edecekti, ilk başta, karaciğerim, Organların belleği olsa idi...
Mide? Hiç bir şey söylemez mide. Bir ağızdır, ama söyleyeceğini söylemiştir zaten. Bir mide için en büyük başarı, Yutulanları tutup bırakmamak değil ki, Tersine, dışarlamak içerlenmişleri. O zaman hiç bir şey yok midenin tanıklık edeceği, Olsa idi bile organların belleği...
Çifte tanıklık sayılmalıdır akciğerlerin tanıklığı. Kesik kesik nefesleri oldukça pekin bir edayla kaydettikleri gibi, Yokluğunu da kaydeder onlar, karından alınan derin nefesleri... Bırakılmaz o nefesler; kolay kolay bırakılmazlar... Akciğerde kesik nefes izleri, insanda ağaçların halkaları gibi...
Vietnam’da, bu eskilerini çoktan atmış ülkede, Değerlerin aşınmasının milyonlarca genç temsilcisinden biri olarak, ‘Aşkın sırrı’nı soruyorsun bana, Başkasıyla kalmaya başlamış, zaten hiç güven vermeyen sevgilin...
Silersin değerleri yaşamda –ve öyle oldu- Bir sır olur aşk, anca’ öyle bir dünyada... Sır ne ki, sihir gibi gizemli birşey; farklı kurallara sahip olmasıdır sırrı sır yapan... Aşınmış değerli dünyanınkinden farklı kurallara sahip olmasındandır Sır olması aşkın da...
Kaza öncesine ilişkin olarak, En azından şunu anımsadım: Tam da çarpmazdan önce düşman otobüsler, Şunlardı aklımdan geçenler: Uzaklara gitsem ve silseler belleğimi, Benliğimden kurtulurdum değil mi, kurtulurdum benliğimden; Demek ki benlik= bellek...
Bu gong sesi de neyin nesi? İrkiltti, doğrulttu beni tatlı uykuda, Silmedim perde gibi geniş çapaklarını gözlerimin; Çünkü bilirim, seninle tek iletişim yolumuzdur düş...
İnşaat sesleridir geçen yıllarda en çok anımsadığımız oysa, Eskiyen hep biz olduk; eskitti apartmanlar bizi, yeni doğan çocuklar... Düşün ki bataklıklar üstüne kurulu bizim okul bile, Toplukonut olmaklığına yakışır bir biçimde Him Lam da, Devirdi 5-10 yılı ve bilirdim ben hep bilirdim Senin, yıkıldı yıkalacak duvarlara bıraktığını notlarını...
Gezgin, U. B. (2008). Vietnam şiirleri (2007-2008). Ho Çi Min Kenti, Vietnam, Mart 2008.
VİETNAM ŞİİRLERİ (2007-2008)
Ulaş Başar Gezgin,
Vietnam Alfabesi. Vietnam’da Bir Meksika Lokantası’nda What a butterfly says to another one. Incense. Neden kazıklamalıdır Vietnamlılar, Avrupalıları, Amerikalıları? Yarının tekerleri. Sen bir sessin yalnızca. Rubaiyyat for a jam session, a ‘Cem’ ritual at Saigon. At the Saigon Jazz Club and Thru’. Kanlı Nigar, kanlı gözlü Nigar, gözleri kan çanağı Nigar. Avrupa’yla müzakere masasında. Küpçü bir aşk tablosu üstüne. Resimli şiirler. Uçurtmam, bayrağım, bayraksızlığım. İletişimin çetin yolları. Buğusuzluk özlemi. Musondan önce gel, musondan sonra gel... Come before the monsoon, come after the monsoon… O Vietnamlı gazeteciyle yeniden görüşme. A new meeting with the (not ‘a’) Vietnamese journalist. Bir motosiklet yolculuğu: Vietnamlı Frida, Koreli Frida… A Journey by Motorbike: Vietnamese Frida, Korean Frida… Tektonik hareketler: Kore 1950; Vietnam 1968. Yağmurlu gecelerde romatizmalı eş için söylenen şarkı. Singing for husband with rheumatism on rainy nights. Hayatın Anlamı Üstüne Yarık-Uslu Tekerlemeler (1). İki kişilik yalnızlık, tek kişilik yalnızlık. Dini bütün kalkınma modeli. Çağlayan İmparatorluğu’nda bir gece. Seni sevmek için sevdim tüm o kadınları... En büyük performans sanatçısıdır doğa ana. Bir Çin köyünde, özleminle... Gürültübilimci. Küçük Asya’dan Büyük Asya’ya Herakleitos. Kendini kırıp dökmekle başlamalı vandalizm. Sözkurtaransızlık. Vietnam, 1975 – Bir yetim. Güneşe gömülmek, güneşle gömülmek. Korkunç güzel. Lanetli ev. Her an gibi yaşamak...